PNarsistik kişilik
bozukluğu olan kişilerin, hiçbir şeyi normal insanlara benzemediği gibi, aşk
süreçleri de farklı.
Zaten “aşık”
olamıyorlar, işin içinde duygu falan yok. Karşısındaki kadını önemser gibi
görünür hallerinin altında hep şu var aslında ; “Ben, senin yanındaki kendimi
çok sevdim, haydi devam edelim.”
Onunla resmen
“sevgili” olmak demek, cidden kadında çok çok çok fazla bir şeyler var demek
aslında. Kariyerin, eğitimin, fiziksel görünümün, enerjin, neşen ve
sosyalliğinle baştan çıkabiliyor. Onda eksik olan ne varsa, senden emmek için
hemen harekete geçiyor.
Yani eğer bir
narsistin sevgilisi olduysan, o mertebeye layık görüldüysen, bil ki gerçekten
çok iyisin bir şeylerde. Sevgili olana kadar seksen kere zihninde düşünecek,
gidecek, gelecek, araştıracak, analiz edecek, bir yargıya varacak vs. En ufak
kusurunda vaz geçecek, yanına yakıştırmayacak mesela. Ama tüm bu sınavları (sen
hiç fark etmeden) geçtiysen ve onun resmen sevgilisi olduysan, sokaklarda el
ele yürümeye başladıysan, arkadaşları ve ailesiyle tanıştıysan, bil ki sende
gerçekten güzel bir şeyler var.
Beyefendinin
eksenine girdiysen, birkaç yemek yediysen, sevgili olduysan, bil ki tam olarak
şu süreçleri yaşayacaksın ;
1)
İdealize Etme / Şov Zamanı!
Bu dönem, narsist
bir adamla yaşayabileceğimiz en güzel ve tek güzel dönem. Önce incelikle
röntgenini çeker, seni tanır. Sahte benliğini seni memnun edecek şekilde
değiştirir. Sana tam olarak istediklerini verir. Ve voila! Aşık oldun!
Hediyeler,
mükemmel akşam yemekleri, güzel sohbet, aslında olmayan şeylerden bahsetme,
mevcut şeyleri abartma. Güzel bir ses tonu, e biraz da kültür ve yol yordam
eklenince, buna karşı koyabilecek bir kadın olacağını zannetmiyorum.
Lüks restoranlar,
zarif ağırlama ve yoğun ilgi ile mükemmel tasarlanmış bir baştan çıkarma
dönemi..
Sen sanırsın ki
mesela, adam hep oralarda geziyor. Hayır. Canı o restorana gitmek istiyor, seni
de peşinden sürüklüyor..
O dönemde
yaşadıklarımı anlatayım.
Instagram
üzerinden ulaştı bana. Yaklaşık 3 senedir tanırdım, ama çok da samimiyetim
yoktu. Aynı işyerinde çalışmışlığımız var, o kadar. O zamanlar bendeki algısı
öylesine biri işte. Hani tamam düzgün görünümlü, kaliteli, saygın vs ama o
kadar.
Aylardan Mart ya
da Nisan. İş için Dubai’deyim. Çat Instagram’dan bir mesaj “Aaa Dubai’de misin,
ben de oradaydım yakın zamanda. Ay işte benim de işlerimin bir bölümü Dubai
bağlantılı, bir ara görüşelim iş konuşalım belki ortak bir şeyler çıkar” vs.
Yalan. Dubai ile alakası yok işinin. Yani şirketinin orayla bağlantısı var evet
ama, onunla direk ilgili değil. Sonradan
öğreniyorum tabi.
Telefon numaramı
istedi o dönem, verdim ben de. Ne olacak ki.
Tabi tüm bunlar,
o zamanki kız arkadaşı ile arası kötüleşmeye başladığında kızı yedeklemek için
kullandığı taktikler. Asla direk girmiyor olaya, son derece zarif ve sinsi.
Sonra Nisan.
Doğum günüm. Hop bir mesaj “Doğum günün kutlu olsun”. Yine çok sallamadım,
herkes kutluyor, normal yani.
Sonra minik bir
operasyon geçirdim, hop “Geçmiş olsun çok”. Saol, teşekkürler.
2 aylık sinsi
takibin ardından esas mesaj geldi “Bir akşam yemek mi yesek?”. Mayıs ayı. “OK
dedim yiyelim ama birkaç güne Londra’ya gideceğim, anca dönüşümde.” Ta o
zamandan 2 hafta sonrasına tarih konuştuk, sözleştik. Mayıs’ın üçüncü haftası
falandı sanırım ilk yemeğimizi yedik.
Yemek öncesi de
havalı havalı mesajlar “19:00. Evden alıyorum. Da Mario. Smart Casual” vuhuuu
havalara bak. Sanki ben bilmiyorum nereye ne giyeceğimi. Mal.
Neyse ilk yemek
güzel. Sohbet güzel. Ağırlama harika 10/10 veririm J Şaraptan anlıyoruz, kapılarımızı
açıyoruz, ilgi ve samimiyetle dinliyoruz anlattıklarımı falan. Her şey yolunda.
Neden böyle yazıyorum? Çünkü o dönemde sıklıkla flört ediyorum ve bir çok
insanla yemeğe çıkıyorum. Onunla yediğim yemek zarafet ve ilgi açısından
diğerlerine fark attı, doğruya doğru. E atmaz mı, adam çalışmış gelmiş, oyununu
oynuyor misler gibi. Normal yani.
Sonra hemen
ikinci yemeğin tarihi konuşuldu. Ben arada yine bir yurtdışı yaptım geldim. O
dönemde de zihnimde, kafamda bambaşka bir adam var, uğraşıp durduğum.
Birkaç yemek.
Sanıyorum 6. Yemek falandı, bana bir kalem almış, oldukça pahalı bir kalem.
Kendi işimi kurmuştum o dönem “imzalarını bununla at istedim” dedi. Etkileyici
yani.
İlgisinin
farkındayım ve müthiş keyif alıyorum ama çok da ağırdan satıyorum. Mesajlara
kısa cevaplar, fazla üstüne düşmeme vs. Klasik kadın nazları işte.
Sonuç olarak bir
akşam birlikte oluyoruz. Ve o akşam ellerimi tutup, gözlerimin içine bakıp
“Artık resmiyiz di mi, başkalarıyla görüşmeyeceksin di mi” dediğini
hatırlıyorum.
Kendi
jenerasyonumun, birlikte olduktan sonra kadına ilgisini kaybeden hödük
adamlarının arasında bu tavır elbette ki çok hoşuma gidiyor. Baya bildiğin
sevgili oluyoruz.
Bu süreç böyle 6
hafta kadar sürüyor. Beraber olmadığımız akşamlarda, eve döndüğünde gece geç
vakit beni arıyor, alkollü epeyce. Güzel sözler söylüyor, şarkılar dinletiyor.
Resmen sarıyor aslında. Bazen canım isterse konuşuyorum, bazen de (yalan yok)
sıkılıyorum bu muhabbetten, telefonumu gece sessize almaya başlıyorum mesela.
Ertesi gün erken vakit işim varsa özellikle. Sabah bir kalkıyorum 7-8 cevapsız
arama! Hem normal arama hem de Whats app araması. Böyle bir cins cins işler.
Gün içinde
sayısız arama. Sayısız mesaj. Günaydın mesajları, sofra fotoğrafları, içki kadehi
fotoğrafları falan. Nasıl bir ilgi, anlatamam..
Bir de şu çok
tatlı örnek, sabah bir kalkıyorum, Instagram’da 2 sene öncesinde paylaştığım
fotoğraflar falan beğenilmiş. E tabi kadınsın, ilk tepkin şu oluyor “Vay
canına, epey etkilendi sanırım benden, baksana ne kadar gerilere gitmiş,
bakmış, incelemiş”. Oysa ki gerçek şu ; o anda beni daha doğru analiz edebilmek
için veri topluyor. Zevklerim, tarzım, hayallerim vs hepsini öğrenebilmek için
avını inceliyor müthiş bir titizlikle. Çok acı, çok üzücü fakat gerçek bu.
Hafta sonu bir
aile ziyareti için Ankara’ya gidiyorum. Dönüşünde bende kal diyor. Peki.
Cumartesi gecesi
yine uzun uzun telefonda konuşuyoruz. Pazar dönüyorum. İstanbul’a yaklaşınca
arıyorum, cevap vermiyor. Sadece kısacık bir mesaj atıyorum, yine ses yok. Ben
şok!
Sonra bir
bakıyorum online oluyor ama mesajımı okumuyor. Instagram’da birilerinin
fotoğraflarını beğeniyor falan. Oooo diyorum içimden, burada bir problem var.
Belliydi zaten vs. Dur bakalım diyorum çıkar kokusu.
Durmaksızın
benimle vakit geçirdiği için yeni biri ile tanışmış olma olasılığı yok. E ne
oldu o zaman? Kesin eski sevgilisine döndü? Yok o da olamaz. Kız için neler
neler söylemişti bana. Kıskançmış, kafası gider gelirmiş, çok öfkeli bir
kızmış, mutsuz bir ilişkiymiş vs vs. Yapmaz herhalde. Dur bakalım.
Ve hop, bir
bakıyorum kızın Instagram’ına, (Allah dürtüyor, hiç de merak edip bakmamıştım
açıkçası. Aylar evvel ayrıldık deyince..) Kıza çiçekler gelmiş. Kadın hisseder.
Şıp diye hissediyorum.
Bu sırada beni
arıyor birkaç kere, açmıyorum.
Mesajlar atıyor
“konuşmamız lazım” diye cevap vermiyorum.
Sonra bir gece
açıyorum telefonu. Yine sarhoş. Kendi itiraf etmiyor, edemez. Ben
konuşturuyorum. Doğru soruları soruyorum ve voila, itiraf geliyor. OK diyorum,
yapacak bir şey yok. Rebound olduk. Olur öyle arada. Aynen devam yolumuza.
Allahtan yaza
denk geliyor o dönem. Arkadaşlarımla, ailemle harika tatiller yapıyorum. Arada
flörtlerim oluyor falan. Bir yandan iş güç kovalıyorum. Her ne kadar aklımın
bir köşesinde o varsa da, hayatıma devam edebiliyorum.
Geceleri
Instagram seansları başlıyor. Paylaştığım fotoğrafları mütemadiyen beğeniyor.
Saati var, gece genelde. Sanıyorum alkol sonrası.
Sonra bir
bakıyorum tatile gitmişler, Bodrum’a. Şaka gibi, benim yazın hayatımın çoğu
Bodrum’da geçiyor, başka yer mi kalmadı. Ama kötü yerlerdeler, Türkbükü falan.
E hani o elegan adam? Nerede? Olanı biteni uzaktan şaşkınlıkla izlemeye devam
ediyorum. Bir yandan kız arkadaşıyla tatilde, bir yandan aklı bende gibi. Neler
oluyor? Ne yapmaya çalışıyor? “Benefit of the doubt” En sevdikleri taktiklerden
biri. Zehri kanına verdi bir miktar, ve sonra geri çekildi. Seni şüpheler ve
çelişkiler ile baş başa bırakıyor,
debelen dur J
Böyle geçen 5-6
haftalık sürenin ardından benimle irtibata geçiyor. Yine.
Sallamıyorum.
Israr ediyor. Görüşmek istiyor.
Görüşüyorum. Yok
diyorum olmaz, senin henüz zihnen bitiremediğin bir ilişkin var, doğru zaman
değil.
Ne ısrar, ne
çaba, inanılmaz.
İstanbul’un epey
uzak bir lokasyonunda projem var. 10 gün kadar orada kalıyorum. Bunu biliyor. Çağırıyorum. Çat, arabayla
atlayıp oraya geliyor. Benim kaldığım otelde oda tutuyor. Şaraplarını almış
gelmiş. Israr, etkileme, çaba had saffada.
Evinden çıkacak
da, araba kullanacak trafiğe girecek de gelecek. Şimdi düşünüyorum, hayatta
yapmaz. Ama o zamanlarda yapıyor işte..
Ya da başka bir adamla date'im var. Adamın evinden resmen son dakika kaçıp onu arıyorum. Mumları falan yakmıştı en son evde, o seviye yani. Aklımda, zihnimde ya. Odaklanamıyorum. Ben de arıyorum yani elimde değil.
Ya da başka bir adamla date'im var. Adamın evinden resmen son dakika kaçıp onu arıyorum. Mumları falan yakmıştı en son evde, o seviye yani. Aklımda, zihnimde ya. Odaklanamıyorum. Ben de arıyorum yani elimde değil.
Neyse bir şekilde
ikna ediyor, ikna oluyorum. Bu kadar ilgi alakaya kayıtsız kalamıyorum. Demek
ki istiyor diyorum. Ve kabul ediyorum sevgili olmayı.
Yemekler, sonra
kısa bir süre sonrasında bir tatil. Bozburun. Rüya gibi. Aslında yanımda, ama
yanımda değil gibi bazen. Odadan ya o önce çıkıyor ya da ben mesela. Tam
anlamıyla bir paylaşım var diyemem. Ama diyorum ki “zamana ihtiyacı var,
olabilir, normal” ve tadını çıkarmaya çalışıyorum.
Bu arada,
kaldığımız otelin en üst katındaki penthouse bize ayrılmış durumda. Kocaman bir
teras, efsane manzara. Adamı tanıyorum, gelirini az çok tahmin edebiliyorum.
Biz balayında falan değiliz, neden en güzel oda? Sürekli bir “en iyi” peşinde
gezme merakı? Tamam ben de severim iyi yerde yemeyi, eğlenmeyi. Ama sürekli
bunun peşinde de koşmam yani. Ben de arkadaşlarımla güzel yerlere giderim,
güzel tatiller yaparım ama burada farklı bir durum var.
Şöyle diyeyim,
aylık kazancının 1/3’ünü o konaklamaya harcadı. Ne saçma! Söyledim de yani hep
söylerdim. Buna gerek yok vs. Ya da ilerleyen zamanlarda “gel evde yiyelim bu
akşam” derdim falan. Elimde değil, adam fütursuzca harcıyor ve gerek yok. İlk
zamanlar kızardı “bu benim param” derdi, sonradan esnemeye başladı aslında.
Daha ortak karar almaya yanaşır kıvama gelmişti açıkçası, izin verirdi. Bu para
mevzusunu farklı bir başlıkta ele almak isterim.
Yani özetle, bu
aşama kendini bulutların üzerinde hissedeceğin müthiş romantik bir aşama. Ve
ilişkinin devamı, sadece bu aşamayı yeniden yaşayabilmek için çabaladığın bir
bağımlılık süreci. Ötesi yok.
2)
Değersizleştirme / Ama neden mükemmel
değilsin sen?
Ta taaam şimdi
esas hikaye başlıyor.
Her gün arayan,
“sen her zaman benim önceliğimsin” diyen, “hayatın bana verdiği en güzel
hediyesin” diyen adam, yavaş yavaş sessizleşmeye ve kendini çekmeye başlıyor.
Aramaların
sıklığı azalıyor, mesajlar kısalıyor.
Normalleşme
sürecinin dışında bir durum, bir şeyler farklı biraz. Hissediyorsun.
Konuşuyorsun,
üste çıkıyor. Hatta öyle bir çeviriyor ki sözlerini, bu durumu sorguladığın
için kendini suçlu hissetmeye başlıyorsun.
İki adım ileri
atıyorsa, bir adım geri gidiyor. Ama o ileri adımları öyle güzel atıyor ki,
“tamam ya, sorun yok, ben kendi kendime kurgulamışım” diyorsun. Çünkü gayet iyi
biliyoruz ki kadınlar kurgulamaya ve senaryo üretmeye müsait yaratıklardır..
Böyle böyle
geçiyor zaman. Yavaş yavaş ezmeler başlıyor. Ama katiyen direk değil, asla.
Sinsi sinsi, çaktırmadan, hiç farkettirmeden. Bedensel özelliklerinle ilgili
garip geri bildirimler veriyor mesela. Kendine hiç bakmadan. Ulan bulmuşsun
benim gibi birini, pardon da, bir kendine bak önce diyorsun. Ben diyordum yani.
Sonra işimle ilgili tuhaf ezmeler.
Onunla ilişkiye
başladığım andan şu ana kadar işimle ilgili kendimce güzel başarılarım oldu. Bu
süre zarfında bir çok zafer elde ettim. Bunların hiç biri ile ilgilenmedi. Hiç.
Bana imzaları atmam için pahalı bir kalem satın alan adam, günlük hayatımla
ilgilenmemeye başladı.
Bilmem nereye
görüşmeye gittim şöyle geçti diyorum, “hahaha makarnacı mı olucan” gibi bir
yorum. (Ünlü bir İtalyan zincirdi gittiğim yer)
Manyak manyak
yorumlar. Tabi bütün bunlar yaşanırken çıkışlarım oluyor, böyle yazıyorum ama,
sürekli silik vaziyette susan ve sinen bir tip asla değilim. Sürekli geri
bildirim veriyorum ve çoğu zaman “Latife ediyorum, aşk olsun” benzeri
cümlelerle karşılaşıyorum. Sonradan yaptığım araştırmalarda “Just kiding” in bu
tipler tarafından sıklıkla kullanılan bir cevap olduğunu öğreniyorum. Of o
araştırmaları yaptığım dönemde yaşadığım içsel yolculuğu anlatmam mümkün değil
zaten..
Ve yine
öğreniyorum ki, amacı bana kendimi değersiz hissettirip bundan beslenmek. Çok
kaba tabirle “Ben senden daha iyiyim. Sen zavallı bir insancıksın. Kendini kötü
hisset ki, ben de ne kadar iyi olduğumu hatırlayayım”. Çok kötümser bir cümle
biliyorum. Özellikle benim pembe dünyam için bunu kabullenmek çok zor oldu.
Fakat gerçek bu.
Bu süre geçerken
telefonuyla fazla haşır neşir olması dikkatini çekiyor. Gece vakti insanlarla
mesajlaşıyor, çoğunlukla kadınlar. Soruyorum, “arkadaşım” diyor. E hiç buluşmadın
kaç aydır, nasıl arkadaş? Benim de var erkek arkadaşlarım ama hayatımın
içindeler, görüşüyoruz eğleniyoruz vs. Sende o da yok, nasıl arkadaş? Zaten
doğru dürüst “arkadaş” ilişkisi yok. Ne arkadaşı?
Ve tiplerine
bakıyorum, yani Allah affetsin, çoğu leş. Kötüler yani. Şu an fark ediyorum ki,
o boncuk dağıtmalar, o sanal flörtler için seçtiği kimselerin aslında çok daha
pırıltılı ve kendine yakışır insanlar olması gerekmiyor. Onunla ilgilenmeleri
ve onu beğenmeleri yeterli. Sadece bu.
Mesela Dubai’de
yaşayan bir “arkadaşı” var. Sürekli mesajlaşıyorlar ama sürekli. Gözleri
birbirinden ayrık, baya çirkin bir kadın. 15 senelik arkadaşım diyor ama bir
gariplik var, hissediyorsun.
Son haftalarda bu
kadınla olan iletişimi Telegram isimli gizli bir mesajlaşma uygulamasına geçti.
Kadın istemiş. Kadın evli ve 2 çocuğu var bu arada. Sabah akşam mesajlaşma
halindeler. Bir tür karşılıklı zihinsel mastürbasyon yaptıklarını düşünüyorum.
Sanki aralarında gizli bir dünya var, kadın da kocası tarafından öğrenilsin
istemiyor vs. Ortak bir paydada buluşmuşlar, ama içerik kesinlikle pis. Çok
eminim. Yani insanın aklı alır mı, non stop her gün mesajlaşacaksın bir
arkadaşınla, karşı cinsten biriyle, bir tuhaf.
Neyse, geçti
gitti çok şükür.
Diyeceğim o ki,
bu değersizleştirme dönemi onun için de bir tür hayal kırıklığı aslında.
Çünkü o her zaman
idealin, mükemmelin peşinde. Kendi içindeki boşluğu ve hiçlik duygusunu
bastırabilecek, tatmin edecek bir kadın arayışında.
İdealize etme
döneminde benle yemek yedikten sonra arkadaşlarının yanına gidip “hayatımın
kadınıyla yemek yedim” demiş, çok da yalancılık yok bu işte aslında. O anda
öyle hissediyor. Seni alıyor, göklere çıkarıyor.
Ne zaman ki
normal bir insan olduğunu fak ediyor, sinirleniyor “Neden mükemmel değilsin
sen? Neden kusursuz değilsin?” der gibi.
Oysa sen hep aynı
kadınsın. Hiç değişmedin.
Değişen şey onun
algısı.
45 sene boyunca
çeşitli kadınlarla aynı hikayeyi yeni baştan yaşayan ve her seferinde bu
tatmini bulamayan bir adamın hala aynı şeyi yapmaya devam etmesi?
Sorunun kendinde
olduğunu görmemesi?
Bu döngüye
kendini bile isteye hapsetmesi?
Salaklık tabi,
ama unutmayalım, o hasta.. Has-ta!
3)
Terk etme, ayrılma / Sen şimdi git, ben
yenisini buldum. Ama tamamen gitme, kal kenarda
Ne olur ne olmaz,
kenarda köşede dur. Kontrolüm altında olduğunu bileyim. Her ihtiyacım olduğunda
dönebileyim.
En sevdiği
şarkılardan birinde şöyle bir söz vardı “For every woman you will leave an open
door”. Şarkının en çok bu kısmını severdi. Bir de “Oh no, she’s gone back
wherever she came from. You watch her go, your reaction’s far too slow”.
Yani her zaman
biliyordu kim olduğunu. Bilerek bunu başka insanlara yaptığı için onun kötü
kalpli biri olduğuna inanıyorum artık.
Terk etme dönemi
şöyle ; tamamen sebepsizce ayrılabilir senden bir anda. Bir anda. Bir gecede.
Benden de ayrıldı bir 3-4 defa. Kendince. Ama hiç ayrılmadık, bırakmadım hiç,
doğruya doğru.
İlk ikisinde,
gece vakti evine gidip “sorun nedir” dediğimi hatırlıyorum.
Beni karşısında
görünce “bunu hiç kimse yapmamıştı bunca zaman, iyi ki varsın, gel-git lerim
olduğunu biliyorum, üzgünüm” demişti.
Yani diyordu ki,
“Aslında beslenebileceğim yeni bir kaynak bulmuştum, ve senin sorumluluğun
fazla gelmişti o anda, yönetemezdim her şeyi bir arada. Bu yüzden git dedim.
Ama sen beni şimdi öyle bir besliyorsun ki, gitmeme çok da gerek kalmadı
aslında. İyi ki varsın. Hep besle beni, hiç bırakma”
Başka kadınlarla
yemek yiyecek, ilgilenecek çok da vakti olmamıştı bana göre.
Bir de şu var,
ana yemek her zaman ışıltılı olmalı. Daha iyisini bulana kadar, denemeye devam.
Olay buydu hep.
Sonuçta ben de
zamanında onun gözünde “daha iyi” kriterlere sahip ve taze bir kaynak olduğum
için tercih edilmiştim. Elbette ki aynısı benim de başıma gelecekti.
Son haftamızı
anlatayım. Bağlanma problemlerimiz olduğunu fark etmiştim. Bir terapistle
görüşüyorduk bir süredir. Birebir gittiği de oldu bir seans.
Şu terapist
olayını anlatayım. Beni geri kazanmak için çabaladığı dönemlerden birinde
(gideceğimi hissettiğinde) tabi ki de tipik olarak bana istediğim bir şey
vermesi gerekliydi. Bu başka kadınlar için evlilik teklifi, ya da hediyeler
olabilir. Bende bunların işe yaramayacağını biliyordu, bu yüzden bu teklifle
geldi “Ben seni kaybetmek istemiyorum. Ama görünen o ki beceremiyorum da.
Destek alalım, terapiste gidelim”. Bu teklif ondan geldi, şaka gibi değil mi?
Araştırdım. En
iyisini buldum. Dedi ki “ben ona gitmem”. Nereden tanıdığını sordum, eski eşi
ile boşanma aşamasında birkaç ay o isimden destek almışlar. (Evet bir sene
civarı süren bir evlilik geçmişi var – nefretle andığı. Kim bilir o kız neler
yaşadı. Bu adamla evlenmeyi düşünmek, evlenmek? Tanrım..)
Sonra o işinde en
iyi olan terapisti aradım, durumu izah ettim. Bana iki isim önerdi güvendiği.
İkisini de ona yolladım ve seçmesini istedim. Araştırdı ve seçti. Randevumuzu
aldık, gittik. Sonra birebir seanslar vs derken, bir anda gitmeyi bıraktı J
Bana dedi ki “O
adam bana yardımcı olamaz, sırf seni mutlu etmek için bunu önerdim ben”
Baya itiraf yani.
Mutlu etmek değil amacı tabi, gitmeyeyim diye.
“Bana yardımcı
olamaz” derken kendi rahatsızlığının bilincinde olduğunu tahmin ediyorum.
Sonradan sorduğumda kıvırdı. Seans bitmeye yakın ‘haydi biraz hızlanalım’ demiş
terapist, o da buna bozulmuş.
Haklı olabilir,
ama yeterli değil. Kendi ile uğraşmak isteyen biri, benim desteğime ihtiyaç
duymaksızın kendi için araştırmalara girer, tedavisini olurdu. O bunu hiç
istemedi. Öyle mutlu ki aslında böyle olmaktan. Kendi paralel evreninin kralı.
Ve gerçek dünyayla uyum sağlayamadıkça hayal kırıklıkları yaşamaya devam
ediyor. Ve yaşlanıyor. Ve hastalanması an meselesi. Ve ölecek bir gün. Ve
ölüyor aslında ve farkında bile değil..
Neyse,
terapistimizin de geri bildirimleri sayesinde, onun ne olduğunu kafamda
oturtmam daha kolay oldu. Son birebir seansımızda adam bana “Uğraşma, bırak,
akıllı bir kızsın, her şey ortada” dedi.
Bunları onunla
paylaştım. Güzel güzel anlattım. Bak senin başına böyle şeyler gelmiş, sen
böyleymişsin. Bende de bu bu var. Belli ki ikimizde de bir şeyler var. Bu
yüzden çekmişiz birbirimizi mıknatıs gibi (Çekim yasasına inanır mısınız? Ben
inanırım. Bir araya gelmemiz asla tesadüf değildi. Kişilik olarak kusursuz
çiftiz aslında. Özellikle onun açısında. Bir narsist ve bir empat. Efsane çift.
Daha iyisi yok onun için. Tüm literatür böyle söylüyor.) Gel savaşalım. Güzel
bir gelecek mümkün. Ben senin yaşına geldiğimde senin gibi olmak istemiyorum.
Ben kendi adıma ne gerekirse yapacağım, üzerine gideceğim. Gel sen de yanımda
ol, beraber yol alalım.
O akşam ona
“Issız Adam” filmini izlettim. Evdeyiz. Önce tepkiliydi, neden bunu
izlediğimize anlam veremedi. Son sahnede, adamın ne kadar yalnız kaldığını
gördüğünde, birden ağlamaya başladı. Ama ne ağlamak. 45 yaşında adam kucağımda.
İçli içli, titreyerek ağlıyor. Sarhoşuz da. Gerçekti o. Korktu.
Bana yakın olduğu
için ağlamıyordu kucağımda. O ağlayışta da yine sadece kendisi vardı.
“Ben böyle bir
adam değilim, böyle biri olmak istemiyorum. Gitme. Bırakma beni. Gel tamamen
yerleş bu eve, beraber yaşayalım” dedi.
Sanıyorum 20
dakika kadar titreyerek ağladı. İnanılmazdı. Ben bitik tabi, ben de ağlıyorum.
Sonun başladığını gayet iyi biliyorum. Kapılıp gidemiyorum. Ama çok da
üzülüyorum. Biraz inansam, biraz potansiyel görsem yine dost kalır destek
olurdum ama imkanı yok. O asla değişemeyecek.
Tam ben bunları
yaşarken, kendi kendime, kendi durumumu çözmeye çalışırken, anneme öfke
beslediğimi fark ettim. Evime gitmek istemedim. Annemi görmek istemedim. Dedim
ki, “birkaç hafta ver bana, burada kalmak istiyorum”. Bağımlılık da var tabi. O
eve dair her şey güzel ve güvenli geliyor. En güvensiz olduğum durumun içinde
kendimi güvende hissediyorum, ne saçma. Şimdi üzerinden 2 hafta geçmişken bile
görmek daha net. Baya kötü bir durum.
Kendi evim daha
güzel, daha konforlu, daha lüks. Buna rağmen o evi istiyorum. Deterjan kokusu,
onun giyilmiş tişörtlerini giymek gibi saçma davranışlar içindeyim. O yatakta acayip rahat uyuyorum. Ne tuhaf.
En son hafta
sonumuzda bana dedi ki iş için Almanya’ya gidiyorum. Ev senin. OK dedim. İşimi
hallettim akşam eve döndüm.
Not yazmış masaya
“Harika bir haftasonu geçir, digiturk’u çalıştırmak için şu tuşa basman
yeterli” vs şirinlikler. Masaya da 4 paket sigaramdan almış bırakmış.
Normalde “Ay
canım” dersin. Diyemiyorum. Bir şey var belli, bir vicdan temizleme, ya da elde
tutma çabası. Çok üstüne gitmedim, zaten kendimle uğraşıyorum.
Cuma gecesini
evde geçirdim. Cumartesi gecesini sabah 3’e kadar partileyerek geçirdim.
Pazar oldu, bir
döndü, surat pancar. Yanmış güneşten. Hissetmiştim zaten bir bit yeniği
olduğunu, ama diyorum ya üstüne gitmemiştim. (Cuma gecesi sabah 5’te bir anda
nefes nefese uyanıp ona ‘nerdesin sen’ diye mesaj atmıştım mesela. Kadın hep
hisseder..)
Bu satırları
yazarken baya içim sıkılıyor çünkü ilişki boyunca en güçsüz ve en zavallı
olduğum anlar aslında. Kendimle ilgili müthiş bir gerçekliği ilk defa fark
etmişim (ikili ilişkimdeki sıkıntının annem kökenli olduğunu) ve öyle günler
geçiriyorum ki.. Ve o kadar yanımda yok ki..
Arkadaşı B ile
Alaçatı’ya gitmiş. Şaşırdık mı? Hayır. Kaçtı.
Narsistik kişilik
bozukluğu olan insanların, kurbanlarını en zayıf anlarında terk etmeye meyilli
olduklarını biliyor muydunuz? Hep böyleymiş. Canavar işte bir tür.
Senin ona ihtiyaç
duyduğunu biliyor ve bilerek yanında olmuyor. Sorunlarının olması onun gözünde
bir zayıflık. O anda senden alabileceği hiçbir besin yok. O zaman seninle
olmasının manası da yok. Mantık bu. Acımasız ve vicdansızca.
Elbette
kıyametleri kopardım. Söylediklerimin haddi hesabı yok. Narsistik yara açacak
kadar derin eleştiriler. Sonra gittik rakı içtik (eve gitmek istemiyorum inat
ve ısrarla, ne tuhaf bir durum?)
Arnavutköy’de
lüks bir balıkçı. Biraz derinine indim yine. Koskoca adam balıkçıda yine
ağlamaya başladı bam teline bastığımda. Dedi ki “Beni çok iyi tanıyorsun,
senden nefret ediyorum”. Kalktım yanına gittim. Sarıldım. Daha şiddetli
ağlamaya başladı “Senden nefret ediyorum, seni çok seviyorum” dedi.
Hastalıklı
durumun seviyesinde son nokta!
Ben zaten bitişi
başlatmıştım son 1 aydır. Biliyordum. Analizlerimi sürdürüyordum. O evde
kalmaya devam ederek aslında vedalaşıyordum. Çok garip bir psikoloji. Keşke işi
bilen biri daha doğru analiz edebilse beni.
Neyse sonuç
olarak, kendine bağımlı, onu 1 seneye yakındır müthiş seviyede (belki
senelerdir kimsenin yapmadığı kadar) besleyen, ona bağımlı ve pırıltılı kadın,
ertesi gün ondan tiksinerek, eşyalarını topladı ve evine döndü.
Birkaç para eşyam
hala var evde.
Anahtarı da bende
duruyor.
Fakat şu an
müthiş bir sessizlik hakim (Silent Treatment)
Çünkü; birkaç gün
sonra doğum günüm geldi. Doğum günleri narsistlerin sevmediği günler. Çünkü o
gün ‘senin’ günün. Sadece sen olacaksın. Muhakkak yanında olmazlar o günlerde.
Ama birkaç gün sonra pop-up hediyeler veya telafi planları ile dönebilirler.
Hediye de muhakkak onun da işine gelecek bir şey olabilir. Mesela eski kız
arkadaşına kızın doğum gününden uzuuuun bir süre sonra bir müzikal bileti satın
alıp gönderiyor ve diyor ki “bilet iki kişilik, istediğin kişiyle
gidebilirsin”. E tabi ki beraber gidiyorlar. Manipülasyonun dibi!
Gece 12'de doğum günümü kutladı. Cevap vermedim. Sabah teşekkür ettim.
Öğleden sonra "programın var mı? Çıkarayım mı seni?" Dedi. İstemedim. Gerçekten istemedim..
Neyse, şu an bana
korkunç öfkeli. Çünkü ana besin kaynağını kestim. Çünkü depresyonda değilim,
eğleniyorum ve geziyorum. Buna dayanamıyor. Senaryoya göre çok kötü durumda
olmalıyım ve bundan da beslenmeli. Yok sayıyorum. Sanki hiç yaşamamış gibi
davranıyorum, deliriyor. Elbette ki başkalarıyla görüşüyor. Yoksa o ev üstüne
üstüne gelir. Yoksa içindeki boşluk onu yer bitirir. İnsana ihtiyacı var, kana
ihtiyacı var. Alamadığı anda intihara kadar gidebilir yaşadıkları, öyle derin
bir hiçlik hissi.
Ama şu an aldığı
besin onu yeterince beslemiyor. Hatta birkaç hafta sonra, diğer kadının ya da
kadınların zayıflıklarını fark edecek ve geri gelecek. Narsistler her zaman
geri gelir, her zaman! Hiç şaşmaz. Onun hayatından çıkan kadınlara seneler
sonra LinkedIn üzerinden ulaşıp “Nasılsın? Umarım iyisindir” benzeri mesajlar
attığını gördüm Ipad’inde. Aynı gün iki farklı kadına falan mesela. Bu şu demek
“Besinsiz kaldım, bir bakayım hala oralarda mısın?”
Sosyal medya da
ayrı bir olay. İlişki boyunca bana sürekli “Fotoğrafımızı paylaş, koy” deyip
dururdu. Sürekli ama. 6 ay paylaşmadım hiçbir şey, emin olamadım, hep garipti.
Sonra paylaşmaya başladım. Bundan gurur duyardı. Kimler like’lamış tek tek
inceler analiz eder falan, ergen genç kız gibi takipleri var sosyal medyada.
O da bizim bir
fotoğrafımızı paylaştı, inanılır gibi değil di mi? Onu 4 senedir tanır, takip
ederim. Gerçekten hiçbir kadınla fotoğrafını görmemiştim. Şarap kadeh’lerine
tag’lemeler falan görmüştüm ama baya sarılmalı fotoğraflarımızı koydu. Bu şu
demekti “Sen benim sosyal statümü yükseltiyorsun”
Ne iğrenç di mi.
Şu an hala
duruyor fotoğraflarımız.
Ben sildim. Biraz
tiksindim açıkçası onun gerçek yüzünü görünce. İstemedim.
Yani aşk
hayatının ayrılık aşaması böyle bir şey. Senaryosuna göre önce benden daha iyi
birini bulacak, sonra beni çıkartacaktı hayatından. Ama öyle olmadı. Ve
sonrasında narsistik öfke ile karşılık verdi. Ve deliriyor.
Yeni böyle bir ilişkiden çıktım. Anlattıklarınızın hepsini tek tek başa döne döne okudum. Aynı şeyleri yaşamışız.Yalnız tek fark var. Onu da ikili iletişim kurmak nasip olursa anlatırım. Şunu gördüm ezberlenmiş davranış kalıpları var. Yoksa farklı şehirlerde farklı insanlarla nasıl olurda tıpa tıp uyan yaşanmışlıklar olabilir. Sizinle nasıl iletişime geçebilirim? Çünkü kafamda hala oturtamadığım şeyler var. Hala kendimle hesaplaşıyorum hala ... Bi de bizimki çok farklı bitti . Narsisttik egosunu çok zedeledim ve onu en yakınındakilere ifşa ettim. Olur da bakarsanız blogunuza yazın lütfen bana. Bu arada 1.5 olacak nerdeyse... yalnız değilmişim saçmalık belki ama bu bile teselli. Nerdesiniz ne durumdasınız epey zaman geçmiş üstünden çok merak ediyorum. Bu arada keşke bu blogu ilk açtığınızda görseydim . Çünkü ilk ayrılığımızı yaşadığımız tarih... Ben sizin gibi şanslı değilim. Narsist olduğunu terapiye gityiğimde öğrendim. Neyse yazdıkça yazasım geliyor... inşallah dönersiniz bana .
YanıtlaSilgokceyilmaz81@gmail.com ulasin bana
SilYeni böyle bir ilişkiden çıktım. Anlattıklarınızın hepsini tek tek başa döne döne okudum. Aynı şeyleri yaşamışız.Yalnız tek fark var. Onu da ikili iletişim kurmak nasip olursa anlatırım. Şunu gördüm ezberlenmiş davranış kalıpları var. Yoksa farklı şehirlerde farklı insanlarla nasıl olurda tıpa tıp uyan yaşanmışlıklar olabilir. Sizinle nasıl iletişime geçebilirim? Çünkü kafamda hala oturtamadığım şeyler var. Hala kendimle hesaplaşıyorum hala ... Bi de bizimki çok farklı bitti . Narsisttik egosunu çok zedeledim ve onu en yakınındakilere ifşa ettim. Olur da bakarsanız blogunuza yazın lütfen bana. Bu arada 1.5 olacak nerdeyse... yalnız değilmişim saçmalık belki ama bu bile teselli. Nerdesiniz ne durumdasınız epey zaman geçmiş üstünden çok merak ediyorum. Bu arada keşke bu blogu ilk açtığınızda görseydim . Çünkü ilk ayrılığımızı yaşadığımız tarih... Ben sizin gibi şanslı değilim. Narsist olduğunu terapiye gityiğimde öğrendim. Neyse yazdıkça yazasım geliyor... inşallah dönersiniz bana .
YanıtlaSilSonrasında nasıl gelişti olaylar yani sizden intikam almaya çalıştı mı egosunu zedelediğiniz için ifşa ettiğiniz için bende merak ettim lütfen okuyunca cevaplayın
SilSelam.. İşte bunları okudukça daha da yazasım geliyor.. Ben biraz erken fark ettim, şanslıydım evet. Yine acıttı çok, ama bana kattıkları müthiş şu an. Sanırım insan odaklı bir mesleğim olduğu için ve psikolojiyle yakınen ilişki içinde olduğum için ipuçlarını takip etmem işi kolaylaştırdı. Bana mail atın narsistiliski@gmail.com Ben de kendimi ifşa etmek istemiyorum şu an için. Konumum ve geleceğim açısından. Yazışalım :) Belki bir kahve içeriz sonra :)
YanıtlaSilAynı bu anlattiklariniz gibi biriyle bi ilişki yaşadım. Sanki aynı kişi hepimizle ilişki yaşamış gibi.nasıl bu kadar benzer karakterde olabildiklerine şaşırıyorum. Ben de kendisine ne kendini issiz adam gibi yapiyon derdim.ve bir ayrılıkta issiz adam tiplemesini , uzun uzun psikolojik durumlarını ve bunun aslında narsistlik olduğunu araştırmalarım sonucu öğrendim. Okuduklarım inanılmazdı ve Bir ayrılık dönüşünde sen narsistsin dedim.o ney dedi.36 yaşında. Ve yok öyle bişey dedi.daha önce kimse sana narsist demedimi dedim.yoo dedi.kendilerini bilmiyorlar mi.sizlerle tanisip daha uzun konuşmak isterdim.
YanıtlaSilAynı bu anlattiklariniz gibi biriyle bi ilişki yaşadım. Sanki aynı kişi hepimizle ilişki yaşamış gibi.nasıl bu kadar benzer karakterde olabildiklerine şaşırıyorum. Ben de kendisine ne kendini issiz adam gibi yapiyon derdim.ve bir ayrılıkta issiz adam tiplemesini , uzun uzun psikolojik durumlarını ve bunun aslında narsistlik olduğunu araştırmalarım sonucu öğrendim. Okuduklarım inanılmazdı ve Bir ayrılık dönüşünde sen narsistsin dedim.o ney dedi.36 yaşında. Ve yok öyle bişey dedi.daha önce kimse sana narsist demedimi dedim.yoo dedi.kendilerini bilmiyorlar mi.sizlerle tanisip daha uzun konuşmak isterdim.
YanıtlaSilHerşey aynı çünkü his yok öğrenilmiş davranış kalıpları var... Sevgi yok kin öfke nefret kuskançlık var. Tabiki tanışabiliriz. Ben blog sahibi sayesinde kendime yöneldim. Yalnız olmadığımı bilmek güçlendirdi. 3 ay olcak nerdeyse... artık rahat nefes alabiliyorum.
YanıtlaSilKendilerini bilmiyorlar :) Yani bizim bildiğimiz gibi bilmiyorlar. Tüm rahatsızlık, tüm mekanizma tamamen bu durumu inkar etmek ve zihinlerinde yarattıkları sahte benlik'i beslemek/besletmek üzerine. Email gönderebilirsiniz narsistiliski@gmail.com
YanıtlaSilBana hikayeyi anlatan kişi narsist gibi geldi;)
SilBen bu adam icin yıllarımı ziyan ettiğime yanıyorum,maddi Manevi Emel'lerime yanıyorum. İyi ki erken farketmişsiniz ama tespitler o kadar doğru ki, aynı adam gibi. Tek fark bence mastürbasyon yerine benimki hayat kadınları ile birlikte oluyordu çok çok sıklıkla. Çok taze ama gördükçe bunun çok insanın basına geldiğini, atlatabilirim atlatabiliriz diyorum🙏
YanıtlaSilBenim narsistim benden başkasıyla hiç olmadı..şimdi çok gurur mu duymalıyım:)
YanıtlaSil:) yok canım, hayatta gurur duyacağınız bir çok farklı şey yaşayacağınıza eminim.. bu değil yani kriter..
SilNerden biliyorsnuz yaa bu kadar emin olmayın aslaaa
SilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilKötü bir durum yaşıyorum
YanıtlaSilMerhaba bende aynı durumları yaşadım ve acim çok yeni hasta olduğunu bilmek arada acı veriyor geri gelir mi sizce çünkü istiyorum gelsin ve bulamasin beni. Ben ayrılırken beddua ettim içine verdi dert etti
YanıtlaSilHâlâ burda misiniz size sormak istediğim şeyler var
YanıtlaSilMerhabalar. Üzülerek söylemeliyim ki bende aynı durumu yaşamış bulunmaktayım. Yani bu olanları nasıl saha önce göremediğime üzülüyorum. Yani yıllar geçiyor ama yaşananlar garip gerçekten. Bence acınası insanlar gerçekten ona yardım da etmek istiyorum ama başıma bela olabileceğinden korkuyorum. Aslında bizim 1 buçuk ay öncesine kadar hiçbi sıkıntımız yoktu. Birden bire herşeyi sorgulamaya başladı eksik yönlerimi buldu ve bana karşı saldırganlaştı beni suçlamaya başladı ve az daha bana zarar verecekti. Neyseki silik bi karakter olmadığım için buna izin vermedim çizgilerimi çektim ona gösterdim. Ama hala çok şaşkınım yani en başlarda aşık olduğum adam nasıl olurda bu hale gelir diye. Günlerdir okuyorum araştırıyorum buna benzer şeyler yaşayan o kadar çok insan var ki bu bile bi teselli. Anlatacak birilerinin olması ve en önemlisi seni anlayacak birilerine anlatıyo olman. Benim karşılaştığım narsist gizli ve sinsi bi narsistti bunu gerçekten farketmek nerdeyse imkansızdı. Sonrasında benden ayrılmak istediğini söyledi bi gün tabi normal tartiştık sanıyorum ben yanı böyle bi konuşma beklemiyorum bu arada daha öncesinde hiç ayrılmadık bİz.neyse bana konuşmayı yapıyor beni suçlayarak güya vicdan rahatlatacak ya! Olmayan vicdan!! Neyse çok ağladım o gün ama banamısın demedi. Düşşncez bakcaz dedi. Hayatımda var ama yok beni aramıyor merak etmiyor mesaj atmıyor. Arayıp sorduğumda kafam karışık diyor. Çünkü iyi giden bi ilişki sizinde dediğiniz gibi aileyle tanışılmış arkadaşlarla hesaplarda fotoğraflar mevcut. Ben evlilik hayalleri kurarken yaşadığım olaya bakın. Sonra benden zaman istedi düşünmek için ama bu zamanda hesaplar hala ekli bi yerlere gidiyor sürekli geziyor vs böyle düşünüyo herhalde. Neyse iki hafta böylece geçti bitmemesi için mücadele ettim ama sonrasına benimde canımı sıkmaya başlamıştı bi durum arkadaşını aradım en yakın erkek arkadaşını durumu ona anlattım. Oda haklısın deyip arkadaşını arayacağını söyledi. Nişanlısıyla benim dertleştiğimi bu konuyu ordan duyduğunu arkadaşına söylemiş ve bayağ sert konuşmuş işte şerefsizmisin olum sen sevmiyorsan da git sevmiyorum de kızı belirsizlik içinde bıraktığın her dakika günahına giriyon şerefsiz Allah cezanı verir ah almak be demek biliyon mu sen vs gibilerinden neyse sonra bana mesaj attı bu görüşelim diye tamam dedim uygun bi zaman da sözleştik ve görüştük. Bana belki de onun için en doğru seçeneğin ben olacağımı ama yine de aç gözlülüğüne engel olamayıp daha iyisini bulabileceğini düşündü. Ama yine de bu ilişki için son kez denemek istiyorum dedi. Ama sırf denemek için denemek. Ne bir istek ne bir sevgi. Sevgi zaten hiç olmamışta! Sonra benim yaşadığım yeri küçümsedi. Karakterimi küçümsedi. Daha öncesinde de arkadaşlarım la olan ilişkilerimi bile eleştirdiği olmuştu. Eve geldim ama tekrar denemek isteyen biri gibi değildi hiç eve gidilmiş haber verilmemiş bi takım sevgi sözcükleri zaten 1 aydır yok. Eve gittin mi dedim yürüyüş yaptığını söyledi bana.
YanıtlaSilSonrasında denenmesi gerektiği için deneyeceğini söyledi. Bende bütün cesaretimi toplayıp bunun olmasını her ne kadar istemesem de ağlayarak yazdım eğer beddua almamak için deniyosan böyle bi zorunluluk hissetmene gerek Yok yaz. Bencil herifin teki olduğu burdan bile belliydi işte giderken bile kendini düşünmüştü! Sen benim bedduamı bile haketmiyorsun ki yazıl ! Diyemedim. Sonra bana çaba gösterdiğini güya böyle çabaya ben.. neyse ki ayrılmıştık hesaplardan sildim heryerden engelledim. Hani geri gelir mi bilmiyorum ama okuduklarımı varsayarsam gelecektir mutlaka. Yani beni o süreçte o kadar kırmış ki şuan o kadar derin bi hissizlik içimdeyim ki acı bile hissedemiyorum... sadece gerçekten bütün kalbimle ilk kez bu kadar çok sevmiş ilk kez bu kadar güvenmiş ilk kez böyle bi hayal kırıklığı içindeyim. Nasıl başa çıkıcam bilmiyorum.
YanıtlaSilAma bunu atlatan yaşayan insanlar olduğunu gördükçe de umutluyum! Keşke bi araya gelebileceğimiz bi pilatform olsa çünkü bizim bizden başka anlayanımız Yok.. terapistler dışında. Onlarda bu olayla başa çıkmanın çok zor olduğunu bu tür insanlardan uzaklaşmamız gerektiğini söylüyorlar sadece. Fotoğrafları mesajları bugün silebildim ancak. Okudukça onun böyle bi insana nasıl dönüştüğüne anlam veremiyorum çünkü.
YanıtlaSilAnlatmak bile öyle iyi geldi ki yazmak..
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilNarsistik özellikler barindirmakla, narsistik kisilik bozuklugu alakasiz seyler. Narsizm saglikli bir sey olabilir insan icin. Kisilik bozuklugu cok farkli birsey. En buyuk ve bas ozelligi narsistik kisilik bozuklugunun empati eksikligi.Beyninlerinin orta bolgesinde bu ag yok. Yani sevgiliyseniz bugün trafik kazasi gecirip ölseniz, üç gün sonra adam baska yerde boncuk dagitir:) Bana biraz Bu komik geliyor acikcasi:) absurd yani.
YanıtlaSilİyi ki yazmissiniz, ben de rastladım ama Allah'tan çok kapilmadim diye dusunuyorum ama zamana ihtiyacım var tabii
YanıtlaSilValla benimde narsist bir sevgilim oldu maalesef,psikolojisi olağanüstü bozuk,kendinden başka hiçbir şeyi hiçbir kimseyi düşünmeyen önem vermeyen yüzde yüz haklı olduğumu bildiğim zamanlarda bile ona çiçek gönderdiğimi biliyorum ben,onlar hastalıklarının farkındalar ve bu hastalıklarının tedavisine asla yanaşmazlar,ben maddi ve manevi olarak o kadar çok çektim ki bu insandan, inanın kelimelerle tarif edilmez yaşadıklarım çok şükür geç oldu ama gördük neyin ne olduğunu
YanıtlaSilmerhabalar size ulaşmak istıyorum hattaa oturup kız kıza kahve icmek .destek alıyorum ama kadınla kadın sohbeti bir başka
YanıtlaSilSelam oncelikle bilgiler icin cok tesekkur ederim narsist erkeklerde terkedildikleri zaman zarar verirlermi
YanıtlaSilBurdayım
YanıtlaSil