Şu an ne
durumdayız?
Bana müthiş
öfkeli.
Tam 2 hafta önce
bugündü onun evinde en son kaldığım akşam.
Belki de ilk defa
çok ciddi kavga ettik o akşam.
Alkolden beyazı
sarıya dönmüş gözlerinde kırmızı kılcal damarlar vardı. Ela gözlerinin göz
bebekleri kocaman olmuştu. Kaşlar çatık. Dip dibeyiz. O bakışı asla
unutmayacağım. O bakış, benim ilk kez gördüğüm “narsist öfke” bakışıydı. (Narcissistic
rage)
Ben hiç gitmedim
onun hayatından. Sanıyorum 3-4 defa ayrıldı benden, hiç müsaade etmedim. O her
zaman yaşadığı on&off ilişki kalıbına girmeyi reddettim hep. Çünkü, bana
göre, o insanların güvenilmez olduğunu düşünüyordu. İnsanlar güvenilmezdir, her
zaman bırakıp giderler. Ben bırakıp gitmek istemedim işte. Yanında olduğumu,
yanında kalacağımı bilmesini istedim. Böylelikle esneyebilir, hayata biraz daha
güvenle yaklaşabilirdi diye düşündüm.
Saçmaymış.
Ama güzelmiş de.
Ne güzel sevebiliyormuşum sevdiğimde.
Hiç gitmediğim
için, hiç gidemeyeceğimi düşünüyordu. Oysa evime döndüm. Ve birkaç gün sonra
yeniden gezmeye ve eğlenmeye başladım. En azından sosyalleştim, yemeklere
gittim.
Instagram’da hala
takipleşiyoruz. Geçtiğimiz Cumartesi günü Burgazada’da rakı sofrasında olduğumu
gördüğünde müthiş öfkelendi. Biliyorum saçma gelecek ama zihninden geçen şuydu “Nasıl
gezebilir? Nasıl mutlu olabilir? Olamaz. Olmamalı. Bensiz iyi olmamalı.” Çok
eminim böyleydi.
Ertesi sabah Moda’da
kahvaltı yaptım. Bunu da gördü ve delirdiği an o an oldu. Kontrolünü kaybetti.
Biliyorum. Hissediyorum.
Instagram’ında 4
senedir 100 küsür fotoğraf paylaşan adam, o gün Rumeli Kavağı’nda üstüste 3
farklı fotoğraf paylaştı. Resmen benimle yarıştı. “Ben de iyiyim” dedi. Hatta
hızını alamadı, bir vapur fotoğrafı koydu ve altına “Bir kavak’tan diğerine”
yazdı. Beni hiç şaşırtmadı, gecenin ilerleyen saatlerinde o fotoğrafı sildi.
Hep yapar. Kontrolünü ve dengesini kaybettiğinde yapıyor bunu.
Bir başka erkekle
rakı içip ertesi gün kahvaltıya gittiğimi görmek onu delirtti. Ama klasik bir
kadın-erkek kıskançlığı değil bu, çok daha farklı bir şey. Bu hissettiklerinin
benimle ilgisi yok. Sadece onunla ilgisi var.
Son 1 senede onun
mükemmel manipüle ettiği, kontrolü altında tuttuğu bir kaynak, bir besindim
ben. Nasıl oluyordu da bu kadar kısa sürede toparlanıp iyi vakit
geçirebiliyordum? Tek derdi buydu. Her şeyde olduğu gibi, derdi yine
kendiyleydi.
Narsistik Yara
(Narcissistic Injury). Bu kişilerin derinde hissettikleri yetersizlik ve utanç
duygusunu tetikleyen yaralar. Bunlar bir çok şey olabilir. Örneğin, ona telefon
açıp ya da mesajlar atıp “sen şöylesin, sen böylesin” demek onu yine besler.
Ama onu hiç umursamamak, sanki o hiç yokmuş, hiç hayatıma girmemiş gibi
davranmak ciddi bir narsistik yara açar. Çok değişik değil mi? J Anlatayım.
Narsistik Besin / Kaynak
Narsistik kişilik
bozukluğu olan insanlar, bizleri, yani normal insanları “insan” gibi görmezler.
En azından kendileri gibi görmezler.
Bizi sevmezler.
Bize saygı duymazlar. Biz sadece onların menfaatlerini ve ihtiyaçlarını
karşılamak için varızdır.
Bu zaman zaman
para, seks, ilgi, vakit geçirmek, prestij vs olabilir. Kişiye ve gereksinime
göre değişir.
Şöyle düşünelim ;
onlar birer vampir. Beslenmeleri gerek. Kaynak gerek. Biz de besiniz, kaynağız.
Bizde bol miktarda kan var (sevgi, ilgi, hayranlık). Bu yüzden bize ihtiyaçları
var, hem de delicesine. Asla yalnız kalamazlar asla. Bak nasıl bir çelişki,
aslında kendini herkesten üstün gören, hiçbir dünyalı insan ile kendini aynı
kefeye koymayan bir kişi, insanlara çaresizce ihtiyaç duyuyor. Ne tatsız bir
durum. İşte tam da bu yüzden, insanları sevmiyorlar. Hatta içten içe insanlara
ihtiyaç duydukları için bu durumdan hoşnutsuzlar.
Şimdi onlar
vampir. Kan bizde var. Bu sebeple bizimle iletişimde olup beslenmek zorundalar.
Onlar hep en iyi
insanlarla arkadaşlık kurmalılar. (Son zamanlarda onda bu biraz değişmişti, onu
da anlatacağım)
Hep en iyi, en
güzel, en parlak, en ışıltılı, en sevilen kadınla beraber olmalılar. Bu ben
oluyorum sanırım. Çok iyi olduğumdan değil, o beni öyle gördüğünden.
Bende, onu
tamamlayan, onda eksik olan bir şeyler vardı muhakkak. Sosyal çevre olabilir,
güzellik olabilir, kafasındaki kriter her ne ise, bende bol miktarda vardı.
Sonra beni manipüle edip tamamen kontrolü altına almayı başardığında da, beni
malı gibi görmeye başladı zihninde. Çok acı ama gerçek bu. Ve ne yazık ki bunu birkaç
haftadır görebiliyorum.
Ben onun damarına
bir katater taktım, ve mütemadiyen hiç durmadan besledim onu.
Yetti mi? Elbette
hayır. Asla yetmez. Her ne yaparsan yap, her dediğine evet de, kendini yok et,
isteklerini ikinci plana at, yine yetmez. Her zaman daha iyi bir kadın, daha
büyük bir aşk olabilir onların dünyasında. Dolayısı ile arayışı hiç bitmez.
Sürekli yedekleri vardı. 2-3 tane minimum. Beslendikleri farklı kaynaklar
vardır.
Ama, hayatında
her zaman bir ana besin kaynağı olmalı. Her zaman. Bu birincil besin kaynağı
değil bu arada, ikincil. (Secondary Narcissistic Supply). Yani şöyle, gün
içerisinde ilgiyi işten, arkadaşlarından ya da diğer kadınlardan almayı
başarırsa şayet (Primary Narcissistic Supply), seni hemen ikinci plana
atabilir. O gün görmezden gelebilir. Aramayabilir. Merak etmeyebilir.
Fakat o gün
kısmen besinsiz bir gün geçirdiyse, sen kraliçe olursun. Yapışır. Bırakmaz.
Yani ne acı ki,
sen aşk dolu bir ilişki yaşadığını zannederken, yalnıza kanın emiliyordur.
Duyguların, hislerin, bedenin, sosyal çevren, sohbetin her şeyin
kullanılıyordur.
Onun hayatından
bir anda çıkıp gitmem onu bu yüzden çok yaraladı işte. Besinini kestim.
Katateri çıkardım bir anda. Besinsiz kaldı. Daha doğrusu, illa ki vardır
görüştüğü birileri, hatta ben varken de görüşmüştür, olası. Fakat ana kaynak
gitti. O pırıltılı, ona sosyal statü sağlayan, ailesine ve arkadaşlarına
tanıştırdığı model kaynak bir anda gitti. Bu yüzden müthiş öfkeli. Çünkü
standart döngüsünde, benim yerime birini bulması gerekliydi. Benden daha
pırıltılı, daha besleyici ve en önemlisi yeni/yıpranmamış/taze bir kaynak
bulduğu anda beni bırakacaktı. (Benim de başıma birebir bu geldi, anlatacağım).
Fakat kontrol edemedi. Planladığı gibi olmadı. Öfkesi bu yüzden. Kana susamış
vampir gibi. Sadece şırıngalarla besleniyor şu an. Serum yok.
Şu an bunları
fark ederek yaşadığım içsel çatışmayı hayal edebilir misiniz?
Ben bir adama
aşık oldum. Üstelik geçtiğimiz 4-5 sene içinde hayatıma hiç kimseyi
sokmamıştım. Anlık flörtler ve denemelerden öteye gidememiştim. Fakat şimdi,
ayaklarımı yerden kesercesine yaşadığım aşkın tamamen biyonik/sahte bir şey
olduğunu öğreniyorum.
Yani kral çıplak falan
değil, kral aslında yok!
Olmayan bir adama, bir illüzyona, bir oyuncuya aşık oldum. Yaşananların hiç biri gerçek değildi. Ben yalnızca bir besindim. Hayatındaki herkes gibi.
Bu tipik bir
çapkın erkek / kandıran erkek hikayesi değil. Bu çok farklı bir durum. Çok
farklı.
Arkadaşlarım her
üzüldüğümde “Bırak artık bu adamı, harap oldun, yapabilirsin, biz yanındayız,
bu yaşadığınız ilişki değil” dediğinde bön bön suratlarına bakıyor ve
öfkeleniyordum. Öfkelendiğimi hissettiğimde kendimi sorguluyordum ve sinir
oluyordum kendime.
Ben değil miyim
zararlı bulduğu arkadaşlıklarını bir anda silip atabilen?
Ben değil miyim “kurumsal
hayat bana göre değil” deyip 10 senelik konfor alanından çıkıp kendi işini
kuran?
Bana ne oluyor?
Bu adam bana ne
yapıyor?
Neden bu kadar
acizim?
Korkunç değil mi.
Baktım arkadaşlarıma da zarar veriyorum, onlardan da uzaklaştım bir süredir. Dedim ki “bir süre kendimle kalayım” iyi de yaptım. Gerekliydi.
Yine görüşüp
konuşuyorum herkesle tabi ama asla derinleşmeden.
Sonra araştırınca
gördüm ki, yalnız değilim. Bu tipik bir ayrılık değil.
Tamam, kabul,
bende ayrılıklar hep zor oldu, hep. (Separation anxiety). Ama bu yaşadığım,
normal insanlarda bile böyle bir his yaratırken, bende x 8 oldu haliyle.
Bir çok kadın
yazmış “arkadaşlarım beni anlamıyor, bırak gitsin diyorlar, sen bunu
yapabilirsin, bu gücü kendinde bulabilirsin, hayat çok kısa, çok güzelsin,
saçmalama, bırak artık önüne bak” diyorlar. Ve o kadınlar da aynı benim gibi “kolaysa
sen yap” tepkisi veriyor. Yani bu adamlardan ayrılmak, normal bir ilişkideki
gibi kolay olmuyor asla. Adamlar çok iyi olduklarından değil, müthiş
tekniklerle beynimizi yıkadıklarından. Forumları okudukça, başka kadınların
hikayelerine şahit oldukça yalnız olmadığımı anladım ve gerçekten çok iyi
geldi. Çünkü en yakın arkadaşlarım bile anlamıyor beni. Diyorlar ki “bu bir
süreç, elbette ki acıtacak, ama zamanla geçecek” öyle değil. Değil işte. Sadece
yaşayanlar anlayabiliyor. Bunları yazmamın sebebi de bu zaten.
Öyle sağlam
maniplasyon yapıyorlar ki, beynin yıkanıyor ince ince. Hiç fark etmeden.
Bir tür
bağımlılık. Psikolog bir arkadaşım dedi ki “Bağımlılık dediğin şey, maddeyi ilk
kullandığında aldığın hazzı yakalama çabası”. Yani ilişkinin ilk dönemindeki “lovebombing”
aşamasını geri kazanma çabası benim için. Allahım ne günlerdi o günler..
Sen de gördüğü şey, en önemli besin kaynağıydı zaten..pozitif enerji, samimiyet, spontanlık, kurgusuz yaşam biçimi:)
YanıtlaSilEvet :) Kendinde eksik olan her şey yani..
SilMail atmıştım size... Belki bir süre sonra bu mail adresinin şifresini bile unutacak kadar unutma isteğiniz var çok da haklısınız. Ama dilerim benim mailimi görürsünüz. Çünkü önemli!
YanıtlaSilbu yazılar için çok teşekkür ediyorum detaylar tam örtüşmese de ben nde bir senelik bi ilişkide benzer şeyler yaşadım ama hala kendim suçlama dönemini geçeömedim. Bu yüzden benzer hissedenlerle konuşmaya ihtiyacım var. Blog sahibi dediği gibi haklı olaeak bu defteri kapamış ve pek ilgilenmiyor olabilir. Yorum yapanarkadaşlarla konuşabilmeyi isterdim.
YanıtlaSilRica ederim.. narsistiliski@gmail.com adresine email gönderebilir ya da yorum yazmaya devam edebilirsiniz.
YanıtlaSilEmail'lerinizi okudum ve yanıtladım.
YanıtlaSilNarsiste aşık olanın kişiliğide burada önemli. Hangi etkenler sizi bu adamlara çekiyor, mesela bağımlı yada histrionik olabilirmisiniz?
YanıtlaSilBana yardım eder misiniz lütfen 🙏
YanıtlaSil